14 Temmuz 2008 Pazartesi
10 Temmuz 2008 Perşembe
Elveda Değil Bir Tür Veda
Kalp acısının üstünden zaman geçti, acı gitmedi. Ben gittim.
Eyvallah.
04 Haziran 2008 Çarşamba
Ölmeden Yaşasak Ya
Anka kuşunun haykırışı. Küllerinden doğmuştu ya yine. Hayat yeniden başlıyordu ya. İşte isyan etti o zaman. Ölmeden yaşasaydık ya!? Olmuyor ama. Olamıyor bir yerde. Sahi;
Çok mu zor lan ölmemek ? Bir türlü doğrusunu bulamıyorum. Ölüm nedir diye soruyorum kendime. I-ıh. Çözemiyorum. Kime göre ölmek lan. Bana göre değil, sana göre öyle. Benden habersiz göğe yükselen sela mı belirliyor konumumu? Yoksa kılınan cenaze namazları mı acaba ? İstemediklerim toprak atar mı acep mezarıma ?
Ne bileyim lan. Ölmeden yaşamalı bir yerde.İstediğin anlama çek bunu. İster sonsuz yaşam de, ister vakti gelmeden "yaşamak" gibi yaşamak de. Sen bilirsin. Düşün sadece. Ben isterdim kendi adıma sonsuzluğun tadına bakmayı. Geçen zamanın karşısında rakım elimde selam durmayı. Ama olmuyor herhalde. Bilinmeyen bir güç bizi yanına çekiyor bir yerden sonra. Farkına vardığımızda soğuk hava dalgası sarıyor etrafımızı. Bu kez balkanlardan değil sanki. Çok garip. Üşüyorsun ama üzerinde kalın bir yorgan var. Odan da küçücük üstelik. Kendi nefesiyle ısınır insan derken aklın başına geliyor elbet. Ölmeden, daha henüz ölmeden.. Ölmüşsün.
Kelimeler işte kıyafetsiz, çırılçıplak kalıyor bundan sonra. Senin dilin dönmüyor bu soğuk hayatta. Soğuk her şey. Ne huri ne de nuri var iyi mi ? Kaldın öyle işte. Melekler gülüyor etrafında. İki üç soru sorulacak evet;
"Ahaha nasıl koyduk çocuğu ?"
Buna verilecek bir cevabın olmalı mutlaka. Ama ezdirme kendini sakınGururlu ol lan! Siz koymadınız ben domaldım de. Onları gözlerinle devir lan. Bunu da bir filmden duymuştun zaten. Yok merak etme. Ben Apollo değilim!
"Eee ne olacak sence bundan sonra?"
Kuul olmaya çalış. Aldırmıyorum havaları takıl. Biliyorum titriyorsun şu an. Korkman normal ama alışacaksın. Onlara patronun kim olduğunu göstermeye az kaldı. Hadi bir hamle daha yap ayağa kalkmak için. Ama dikkatli ol. Kafanı vurabilirsin yeni çatına. Bunu bil. Ona göre kalk ayağa. Onlar farketmesin bu şaşkınlığını.
"Buralara niye düştün hocu ?"
Bak gördün mü? İşe yaradı dediklerim. Samimi olmaya çalışıyorlar şimdi. Ama sakın yüz verme. Cevap verme sakın. Onlarla yüz göz olma. Senle dalga geçiyorlardı unutma. Melekler iyi değil. Melekler yok. Olmayanlara saygı, sevgi duyma. İçini buz gibi tut. Yüreğinden akmasın sakın bir damla merhamet. Cevap verme. Size ne de. Piç bir gülümseme kondur suratına şimdi. İşte bu süper!
***
Bunlardan sonra hala hayata dönemediysen, hala ölümün o güzel çift kişilik yatağında çılgınlar gibi meleklerle sevişiyor isen;
Anka kuşu değilmişsin lan!
Çok üzgünüm.
25 Mayıs 2008 Pazar
Kül
Hala uyanabiliyorum sabahları.. Perdeleri çekiyorum.. Güneş sızıyor odama, yüzüme vuruyor ışığı.. Bekliyorum öylece.. Bir süre sonra yanmaya başlıyor yüzüm.. Yavaş yavaş tutuşuyorum.. Alev alıyorum sonra.. Küllerim uçuşmaya başlıyor ortalıkta.. Sonra tamamen tükeniyorum.. Küllerim yatağımın üstüne yığılıyor.. Her şey bitti diyorum; Meğer bitmiyormuş.. Hayali ölümlerim kurtaramıyor kendimi.. Sürekli atıyorum sevgimi köprüden aşağıya.. Heyhat.. Daha da çok, daha da acı verici olarak çıkıyor kalbimin yanına.. Kilidi ne kadar değiştirsem de o ismi fısıldayarak açıyor bütün kapılarımı.. Biraz daha ağlıyorum.. Küllerim çamur kıvamına geliyor.. Ben ağladıkça daha fazla katılaşıyor..
Eski resimler görüyorum.. Bir sürü anı.. Gerçekleşmemiş bir sürü hayal.. Tutulamamış eller.. Öpülememiş dudaklar.. Hepsi külden kuleler halinde yükseliyor.. Kendime üçüncü kişi olmuşum.. Aralarına giremiyorum.. Ben de sizleyim, ben de külüm diyemiyorum.. Bağırıyorum fakat anlatamıyorum doğrusu..
Kaç saat kalacağız böyle bilmiyorum.. Kaç gün veya.. Daha ne kadar kalacağız diye bağırıyorum.. Yok mu bu evde başka biri.. Neden süpürmüyor cesedimizi? Yoksa biz bile hayal mi olmuşuz gerçekliğin içinde.. Yaşananlar bir oyunsa, yanarken çektiğimiz acı niye ?
Sanırım bir şeyler oluyor.. Evet evet.. Bu kadarmış..
Yeniden doğuyorum bugüne.. Aynı perdeyi bir daha açmaya.. Bir kez daha katılıyorum kısır döngüde bana ait olan sıraya..
18 Mayıs 2008 Pazar
Sağanak Hatıra Yağışı
Hatıra dediğin aynanın yaşama yansımasıdır bir yerde.. Bir şekilde senin nefes alışının canlı-cansız resmedilişidir.. An çoktan ölse de nefes aldıkça onu çürütememendir.. Yaşam destek ünitesidir hayat hatıralar için.. Ufak bir gözgöze bakışma, hatırası olan insanın ufak bir teması; hatıranın durmuş ama işi bitmemiş kalbini tekrar canlandırır.. Hatıra nefes almaya başladıkça daha çok üzerine gelir, daha çok canını yakar.. Çekilirsin köşene, havlu atarsın bugününe.. Hele birde hatırladığın kalbinde yer etmişse... O zaman daha fazla küsersin şimdiki zamana.. Eklerini çıkarırsın; yalın halin çıkar ortaya.. Yalın halin ise beyninin yolladığı savunma sinyallerine uymaz.. Gider sarılır geçmişten gelen o çok tanıdık yabancıya..
Halbuki çok farklıdır işin aslı.. Sen kendini kandırıyorken rüyalarında, en sevdiğin insan yatıyordur bir başka gerçeğin omzuna.. Önceleri çok acıtır bu canını.. Sana sorar; “Üzülüyor musun ?”, bok sürdürmedin ya bugüne kadar yiğitliğine(!); “Yok canım ne üzülmesi” diye geçiştirirsin.. Be salak, niye ağlarsın o zaman her gece? Niye korkarsın yalnız kaldığında?
Sözlere dökülmese de hep bir bağ vardır arada aslında.. Düşün şimdi;
Kalabalık bir masadasın.. Sen bir uçta, o başka bir uçta.. Sen solundakiyle konuşursun ama gözlerin sağ tarafa bakar.. Orayı ister, orayı arar.. Sonra kaçamak bakarsın oraya.. Onun yanında senin olmak istediğin adam.. Gözlerin seğirir birden.. Hani eskiden bıçak batan kalbe, şimdi bir iğne saplanır.. Acısı ani ama kısa olur artık.. Fakat bakmaktan kendini alamazsın.. Gözlerin dolar ama belli etmezsin.. Gülersin.. Güldükçe daha çok bakarsın.. İçten içe yakalanmak istersin.. Ama o ne zaman sana baksa heyecanlanır, gözlerini kaçırırsın.. Ama gülümsersin içten içe.. Bakıyor hala sana.. Ayrıntılar hiç gelmez aklına.. Sevinirsin.. Olsun.. O bakıyor ya.. Amacı ne olursa olsun..
Hele bir de gözlerinden ruhunu görebilmişsen zamanında.. O zaman işte o bakışmalar daha etkili olur.. Sonra bir yerde oturulur.. O bir şeyler anlatır.. Bakarsın gözlerinin içine.. Bahanen hazır nasıl olsa.. Doya doya dalarsın.. Bakıyorsun işte sen de onun gözlerine.. Ne kadar güzelmiş değil mi gözleri? Boşu boşuna titrememiş değil mi kalbin? Hakettiği değeri verebilmiş olmanın rahatlığını yaşarsın birden.. Sen çok sevdin be oğlum dersin kendine.. Madem o da mutlu şimdi.. Daha isyan etmenin anlamı yok dersin.. Zordur evet.. Sabır gerekir.. Ama şöyle ki;
Sen artık kuvvetlisindir hatırana karşı..
O senin kalbine düşen gölgedir artık.. O senin özlemindir artık.. O senin hep aradığın boşluktur.. Ona sığınamazsın, onu sevemezsin, onla bir hayalin olamaz.. Ama akşamın bir vakti karşılaştığında sıkıca sarılabileceğin bir kucaktır o artık.. Sarılırsın.. Zamanında koklayamadığın saçları koklarsın usulca.. Hatırana biraz daha ek yaparsın işte.. Günün birinde canlanıp senin olmayacak ama en azından bir iz daha bırakırsın o gölgeye.. Kimbilir belki renklenir git gide..
Bu da böyle bir anımdı..
Bu da böyle bir tadımdı..
Bu da böyle bitti..
08 Mayıs 2008 Perşembe
Tuz Ruhu
“...vurabilecek misin bir daha suratıma?” Tüm günahlarımı çıkarmaya geldim.. Ellerimde yarım kalmış sevaplarım ve üç – beş kutsal sevgi.. Bunların içinden çıkarmak istiyorum günahlarımı.. Saflaşsın düşüncelerim, arınsın sevgilerim.. Sonra onları bırakıp ben de yoluma gideyim..
Hayat iki ile ikiyi toplatmıyor bizlere.. Sonucun dört olduğu bir gerçek ama iki ile ikiyi yanyana getiremiyorsun.. Bildiğin, emin olduğun bir şeyden vazgeçip farklı yollara sapıyorsun böylece.. İki ile ikiyi çarpıyorsun sonra birbirine.. Ellerin şaklıyor havada.. Bomboş kalmışsın.. Toplamların eşittirlerinden çok çok fazla.. İçin çok çok karışık.. Bir sürü veda ediyorsun doğrularına, boynuna ipini geçir artık.. Mutluluğa elveda..
Hikayeler yazıp duruyorsun.. Ama bilmiyorsun ki yaşamaktır bunun adı.. Sen, ben, bizler bilmiyoruz ki yaşamaktır bunların adı.. Bir acı çektiğimizde bırakıyoruz kendimizi.. Kendi varlığımızın üstüne basıyoruz.. Boşluğa bırakıyoruz.. Ne yazıktır ki asla ölmüyorsun.. Hep aşağıya düşüyorsun.. Düşüşünü yavaşlatacak eller görüyorsun, ama tutunamıyorsun.. Sen rüyandan kalkana habire uykuya dalıyorsun.. Biraz geç uyandığında ise bugüne koşmaya başlıyorsun..
Hep doğduğum yerde ölmek istedim.. Siz istediniz mi hiç? Başladığın gibi bitirmek.. Ne büyük bir hayal ne büyük bir yalan.. Ama küçücük bir istektir bu sadece benden bana kalan.. Çocuk gibi olur insan ölümü düşünürken.. Kim annesine sarılarak ölmeyi istemez ki ? Kıyametin habercisi çanlar çalarken bir kişiye koşacaktır insan.. Annesine.. Annemdir benim tabutum.. Beşiğim annemse, tabutum da annem olmalı.. Vasiyetimdir annemin yanında ölmek.. Eğer benden önce ölürse, onun mezarına gömülmek..
Kocaman kocaman yalanları oynuyorum bu ara.. Herkese yardım ediyorum elimden geldiğince.. Derdin sıkıntın var mı dediklerinde reddediyorum ruhumu.. Yok diyorum.. İçimden bende hayat yok darken etrafımdakilere muhteşem parıltılı gülücükler saçıyorum.. Reklamlar çekiyorum kendimi pohpohlayan.. Sabahları yayına koyuyorum hepsini.. Hey dostlarım! Sizi kandırıyorum.. Biliyor musunuz ben her gece üzülüyorum.. Sen oradaki... Ben seni düşünüyorum gece.. Hayatın düzelsin istiyorum.. Senin haberin yok.. Ve sen.. Evet evet sen.. Senin için dua ediyorum ben her saat.. Benim yaşayamadığım hayata sahip olasın diye.. Benden daha mutlu olasın diye.. Sizi seviyorum dostlarım.. Yaklaşık olarak 2-3 saat sonra sizin için tekrar üzüleceğim.. O zamana kadar kendime ağlayabilirim..
Gözyaşlarımın kelepçelerini çözemeyeli çok oldu.. Neden bilmiyorum ama içimdeki hisleri teker teker boğuyorum.. Katlediyorum hepsini.. Ruhsuz biri olmak için, hissiz biri olmak için elimden geleni yapıyorum.. Yaptıklarım yanıma zarar kalıyor.. Kârlarım ise uçup gidiyor.. Bütün sevgililerim gibi.. Hepsi başkasının yanında gözlerini açarken sabaha, ben güneşlerimi üflüyip söndürüyorum yattığım odada.. Hayat ne kadar adil değil mi doğaya? Hayat ne kadar adi değil mi doğaya ?
Küflenmiş ruhumla sarılıp uyuyoruz.. Yirmibir gram eksiliyor her uykuya dalışımda.. Korkuyorum bir gün geri gelmeyecek diye.. Yanımdan ayrılırken kulağına fısıldıyorum; “Gitme”.. Beni daha hiç dinlemiyor ama.. Beni hiç anlamıyor ama.. Yalnızlık işte böyle bir şey arkadaşlarım.. Ruhunuzun terkettiği bir insansanız; yalnızsınız.. Şerefinize kadeh kadeh içiyorum şimdi..
“Sana bir kez daha yalvarıyorum ruhum,
Hiç mi ümit yok hayatımda,
Yoksa sen mi çok yalnızsın bu dünyada?
Bak bana,
Çürüyorum her baktığım aynada..
Hadi söyle şimdi;
Vurabilecek misin bir daha suratıma?”
